Mavinin Öyküsü

Maviyi dün gözlerinde gördüm.
Kayıklar geçiyordu üzerinden gözlerinin.
Her biri bir başka yöne doğru ilerleyen.
Sebebi nedendir bilinmez bir rüzgar esiyordu
Bir sağa bir sola, o kıyısız gözlerinde.
Denizlerin bütün dalgaları birleşip çoğalıyordu,
Sallanıyordu kayıklar.
Mavi sular doluyordu içlerine yitirerek renklerini.
Sahipleri kayıkların tekinsiz suların maviliğine bakip iç geçiriyor,
Bu sularda can vermemeye and içiyorlardı.
Geceye doğru koyuluyordu mavisi gözlerinin.
Denizinin dalgası ısınıyor, sakinleşiyordu.

Duvarda asılıydın gördüm.
Bir tabloya vermiştin tonlarından hesapsızca.
Bir sarıyla, bir beyazla, bir kırmızıyla karışmıştın.
Kendinden başka kimliklere bulaşmıştın.
Yeni yeni isimler verdiler sonra sana da
Sen hic oralı olmamıştın.
Mor dediler,
Turkuaz dediler,
Yeşil dediler.
Hadi neyse deyip iç geçirmiştin.
Sonra duramadılar açtılar da açtılar tenini,
Hoyratça boca ettiler beyazı üzerine.
Bir de utanmayıp ad taktılar
Gök mavisi diye.
Edepsizler deyip gülüp geçmiştin.
Beyazın kölesi olsan da maviliğinin asaletinden
Ses etmemiştin.

Ege'de bir masa örtüsüne dokumuşlardı seni.
Kare kare ayırmış, beyaza komşu etmişlerdi.
Kahvaltı masalarında o lezzetli zeytinlerin yağlarını içine çeker,
Yıkanmayı hiç istemezdin.
Bir de güzelim naneli limon reçeli olsa derdin,
Ne iyi giderdi şimdi şu taze demlenmiş çayla.
Çıtır çıtır sabah simidinin susamları üzerine saçılmış,
Kahverengiye dost etmişlerdi seni.
Utanmadan suyla sabunla yıkarlardı ya seni her gün,
Delirirdin.
Yıkamayın, hasret kalıyorum diye haykırmak isterdin.


Yorumlar

Popüler Yayınlar