Bulutlar Aynı Değil Gökyüzünde Memleketin
(Mehmet Güreli'den Kimse Bilmez eşliğinde)
Bir hasret. İçine sığdırmaya kalkarsan taşar. En iyisi unutayım görmezden geleyim dersin. Bir an karşına çıkar bir tanıdık seste, bir tanıdık ezgide. Bir gitarın tellerine vuruşunda bir elin. Çal biraz daha dersin. Biraz daha çal da memleketi soluyayım. Ne zamandır havasına yoksun kaldığım. Özlem var içime çekemediğim havasında, ben var. Ne kadar gitsem de, ne çok değişsem de hiç yabancılaşamadığım bir tanıdıklık. Yerine koyamadığım bütün toprak parçalarını toplasam bir avuç memleket etmiyor dersin.
Elinle koyduğun gibi bulmazsın hiç. Ya o, sabah gazeteni aldığın dükkanın yerine bir kasap açılmıştır, ya ilkokulunun rengi değişmiştir. Bazen sokakların adını değiştirirler de sen yine de o eski evin nerde olduğunu bilirsin. Ayaklarının senelerce aşındırdığı yollar yanıltmaz seni bilir, güvenirsin. Bulamazsın evleri koyduğun gibi, buldukların yüreğine bir parça su serpse bile yine de dinmez özlemin bulamadıklarına. Kalbin kırılır, mecbur. Sen yokken bir aile toplantısında kararlar alınmış gibi, seni çağırmadan bir akşam sinema keyfi yapılmış gibi, sen yokken gizli sırlar açığa vurulmuş gibi.
Gitmek bu kadar zorsa neden dersin, değer mi özlemeye? Belki de kalpler ikiye ayrılmıştır. İki ana kuzusu sanki, birini diğerine tercih edememe hali kaplar içini. Kalırken gitmeyi özlersin, giderken kalmayı. Böyle değil miyiz? Elde olmayan ne varsa onu istemeye onu özlemeye meyilli. Şimdi sen kalamayanlar ahalisine dahil olmuşsundur. Sırtında taşıdığın bir gelecek, heyecanı var nerede biter yolun bilmediğinden. Bilmemeyi seversin hem, hem de bilmek istersin. Bilmesen özgürsün. Bilirsen sanki zorundasın. O yüzden hep gitmek istersin. Oraya, buraya. Yanında kalmak istediklerin olsa bile, sen yine de gitmeyi özlersin. Sonra kalmayı, sakin bir ormana süsten püsten uzak ahşap bir ev inşa etmeyi özlersin.
Nefes alıp veriyorsun hala. Ondan özlersin.
Yorumlar
Yorum Gönder
Neler hissettiğinizi paylaşın.