Küskün Harfler
(Madredeus'tan O Mar "Saudade" eşliğinde)
Engeller diyor, çoğunu kendimiz ellerimizle inşa ettik. Kırılan kalbimizle tuğlalarını ördük. Mükemmelliğe özendik, kendimizi üzdük. Elimizi çektik vardan yoktan da kime yarandık? Kimse duymaz kimse bilmezken en iyi dostumuzdan olduk. Kapılarını kapattık kalbimizin, kendimize sakladık sevmeyi. Mezara giden ömrümüzü de toz tutan bir sandığa kilitledik. Güvenlinin koynunda rahat uyuruz sandık. Bir gün biter, bile bile, geçen günleri gele gide harcadık. Kıymetsiz bir kayıp bile olamadık bir sevdanın gönlünde. Kırılan cesaretimizi senelerce koyamadık yerine. Kaybetmek neden bu kadar zor? Cevabını bulamadık.
Saklamaktan saklanmaktan doyamadık. Elimizden alıverirler diye diye gerçekleri, bilemeden kendi ellerimizle verdik. Çok fazla var olur da varlığa ağır gelir diye, gerçekleri yokun oluşuna emanet ettik. Bir ben mi fazlayım bir ben mi eksiğim diye düşünürken gelip geçti nefesler. Biz harfleri kaybettik, senelerce. Bir ben mi fazlayım, bir ben mi eksik? Sorup sorup cevaplardan ürktük. Hep bir incelik bir hassaslıkla, büyüdük.
Büyürsek kaybetmeyi öğreniriz sandık. Daha güzel yanılır, daha güzel düzeliriz dedik, boş ver. Yanılan da düzelen de bizdik; ama hep bir yanımızı sevemedik. Kendi yarısına yabancı kaldı yürekler. Üstesinden gelemediği bir boşlukta çağlardı hep o nehirler. Sesini duyar da duymazdan gelir, dalardı uykuya yürek. Uyuyamazdı. Derisinde sebebi bilinmezcesine oluşan bir gül hastalığının ince kaşıntısını duyar gibi dinlerdi çağlayanın sesini. Kaşısa sanki daha çok azar gibi.
Gündüz oldu. Bir beyaz sayfa bulup yazdı umutlarını yürek o gün. Harflerini döktü, senelerce ona küsüp yüz çeviren. İçinde bir yer kırıldı da dünyaya sustu diye kızan harflerini ateşe tuttu. Kor kırmızı olunca alıp dağladı her birini teker teker defterine. Her bir şekli ayrı bir yerine. Sayfalar ardı ardına kül oldu harflerin şekliyle. Sözcükler oluştu yeniden. İşte o zaman bir barış dumanı yükseldi sayfaların üzerinden. Gidenler gitsin boş ver dedi harfler. Onlar bilmiyor bile küskünlüğünü. Kimse mecbur değil kalmaya, sevmeye. Anlatmak iyi gelir, hapsetme bizi dedi. Belki bir gün biz de dokunuruz birilerinin yüreğine.
Yorumlar
Yorum Gönder
Neler hissettiğinizi paylaşın.