Beş Cepli Bir Önlük
Elindeki kayısıyı
ikiye böldü. Çekirdekli yarısı bir elinde, çekirdeksiz yarısı öbür elinde
kardeşine doğru baktı. Televizyonun sesini ancak duyabileceği kadar açmış, pür
dikkat ekranda oynaşıp duran görüntüleri izliyordu. Bir hırka vardı üzerinde,
geçenlerde çok malum bir çocuk mağazasından aldıkları. İçine de gök mavisi bir gömlek
giymişti. Hırkasının önünde iki cep vardı, iki cep de gömleğinde. Dört cep de
pantolonunda olsa diye kafasında hesap etti Ada, toplamda sekiz cebi vardı
Rüzgar’ın. Kendi kıyafetlerindeki cepleri sayması fazla zamanını almadı. Zira
sıfır çabuk sayılan bir rakamdı. Saymayı bu yüzden erken öğrendi Ada.
İlkokula gitme
yaşları geldiğinde bir mağazaya gidip okullarının uygun gördüğü önlük
modellerine bakmaya başladılar ailece. Ada
yana yakıla cepli bir önlük arıyordu. Okulun izin verdiği önlük modeli kızlar
için etek, erkekler için ise pantolon giyilmesini şart koşuyordu. Bunu öğrenen
Ada mağazada büyük kavga çıkarmıştı. Etek giymek istemem diye tutturmuş, ikizi
Rüzgar’ın seçtiği pantolonu kendi önlüğünün altına giymişti. Rüzgar ise eteğin
aslında daha rahat olduğunu ve kızların rahat elbiseler giymesinin normal
olduğunu anlatmaya çalışıyordu Ada’ya; fakat Ada dinlememekte ısrarlıydı. Neden
okulda kızlarla erkeklerin farklı kıyafetler giymesi gerektiğine hiç anlam
verememişti. Eteğe özel bir hıncı yoktu; ama isterse pantolon giyemeyeceğini
bilmek onu büsbütün nedenleri sorgulamaya yöneltiyordu. “Ayrıca,” dedi, “Benim
eteğimin hiç cebi yok ama senin pantolonunun dört cebi var, neden?” diye sordu.
Bunun üzerine annesi Ada’nın önlüğüne beş cep diktirme sözü vererek o günlüğüne
onu yatıştırıp ikisinin de formalarını aldı ve eve döndüler. Ertesi gün Ada
okula cepsiz ve etekli formasıyla gitti.
Akşam okuldan eve
dönüşlerinde annesi Ada’ya söz verdiği gibi eteğine beş cep diktirmek üzere onu
nöbetçi terziye götürdü. Vardıkları nöbetçi terzi -evet terzilerin acil
dikişler olabileceği durumlar için nöbetçi olduğu ve kızların elbiselerinde
ceplerin olmadığı kaçık bir dünyada yaşıyorlardı- onlara önlük eteğine beş cep
dikmenin önlüğün güzelliğini bozacağını söyledi ve Ada’ya buna hazır olup
olmadığını sordu. Ada neden sürekli güzel görünmesi gerektiğine de bir anlam
verememişti henüz. Rüzgar’ın dış görünüşüne kimse o kadar da çok özenmiyordu. Onun
pantolonları, ceketleri ceplerle dolu olmasına rağmen kimse ona bu ceplerle güzelliğin
bozuluyor demezdi. Çeşit çeşit cepleri olurdu Rüzgar’ın. Yan cepler, ön cepler,
arka cepler, iç cepler.. Hele o iç cepler, en sevdiğiydi. Kendi elbiselerinin
neredeyse hiç iç cebi olmazdı. Halbuki ne de çok ihtiyacı vardı ceplere.
Koyacak bir sürü bozuk parası, dürbünü, feneri, böcek gözlem defteri, küçük
solucan kavanozları ve bir tane de gözü gibi baktığı katlanabilir yıldız atlası vardı.
Nereye gitse bunları da yanında götürmek ister, çanta taşımaktan ise hiç
hoşlanmazdı. Erkek kardeşine sorgusuz sualsiz verilen cepler neden ondan böyle
arsızca esirgeniyor, verilse bile böyle hesaplı hesaplı bir, iki diye sayılarak veriliyordu hiç anlayamazdı. Ada
düşüncelerinden sıyrılıp terziye beş tane cebin tam da istediği şey olduğunu,
her bir cebi ayrı ayrı kalemler, silgiler ve fikirlerle dolduracağını çünkü bir
sürü kalemi, silgisi ve fikri olduğunu söyledi. Bunun üzerine terzi ona beş
tane cebi o kadar doldurursa yürürken çok ağırlık yapacaklarını bu kadar ağırlığın
onu yoracağını bilgece bir edayla ekledi. Ada ise ağır olsalar bile kendisinin
güçlü bir kız olduğunu ve bu kadar ağırlıktan dünyada yorulmayacağını anlattı.
Aldığı cevaplardan memnun olmayan terzi, ona daha önce hiç böyle bir önlük
görmediğini ve arkadaşlarının onunla dalga geçeceğini söyledi. Çünkü ona göre,
çocuklar normalden farklı şeylerle hep dalga geçerlerdi. Ada arkadaşları onunla
dalga geçerse onlara ceplerine koyduğu şekerlerden ikram edeceğini böylece
onların da cepleri sevmesini sağlayacağını belirtti. Terzi bu çok bilmiş kız
çocuğunun annesini belli ki iyi yetiştirememiş bakışlarıyla canı sıkılarak
süzdükten sonra cepleri nerelerde istediklerini sordu. Ada orta önde bir büyük
cep istiyordu. Diğer dördü de ikisi bir yanda ikisi diğer yanda olacaktı. Daha
fazla direnemeyen terzi cepleri istenildiği gibi yerleştirip dikti.
Ada beş cepli
önlüğüne kavuştuğunda ertesi gün okula bir zafer edasıyla gitti. Beş cepli
önlüğün okuldaki ilk günü görülmeye değerdi. Bütün kız arkadaşları etrafını
sarmış, ceplerine neler koymayı planladığını sormaya başlamıştı. Her birinin
bir başka fikri vardı ve hepsi de Ada’ya oldukça ilginç gelmişti. Bir arkadaşı ceplerin
her birine bir başka derse ait gereçlerin gelmesinin en mantıklı seçim
olacağını, böylece ne zaman bir derse girse ihtiyacı olan her şeye hemen
erişebileceğini söylemişti. Bir başka kız arkadaşı, ona hobilerine yönelik
şeyleri ceplerinde taşımasının iyi bir fikir olduğunu belirtti. Bir diğer
arkadaşının özel merakı resim yapmaktı. O da ben olsam her bir cebe bir başka
boya malzemesi koyardım dedi. Bu kadar çok cebe sahip olması Ada’nın kendisini önemli
hissetmesini sağlamıştı. Belki de erkek çocukları bu yüzden kendilerini daha
önemli görüyorlar diye düşündü birden.
Yorumlar
Yorum Gönder
Neler hissettiğinizi paylaşın.