Kaybolmanın Katıksız Özgürlüğü
Yollar önünde uzayıp gidiyordu Likya'da. Daha önceden rüyanda gördüğün bir rüya gibi. Uzayıp giden yolları gibi hayatın, inişleri, çıkışları, sorulan soruları, ve verilemeyen cevapları bazen. Ne var bu tepenin ardında diye sorup adını bile bilmediğin yerler çıkıyordu karşına.
Belirlenmiş olan yollardan sapasın gelirdi çoğu zaman; gizli bir bahçe ya da daha önce keşfedilmemiş bir manzara bulmak isterdin. Hep bir yerlerde gizlenip duran o 'ben yaptım' deme isteği. Doğanın kucağına bile bırakmak kendini ne zor.
Kendini bırakıp gitsen kaybolmaktan korkardın. Kaybolduğunda yollar hep birbirine benzese de hiçbiri seni bildiğin yerlere geri döndürmezdi. Bazen geri dönmek istemediğinde bile olduğun yerden öyle korkardın ki dönmek o an cazip gelirdi gözüne. Dönmeyi özlemen ya dönemeyeceğindendi ya da dönersen nihayet bildiğin bir yerde bulacağından kendini. Kaybolmuşluğun belirsizliği sararken gövdeni, korkardın. Gitmek isterdin. Kaybolmayı kaybetmek, bir daha hiç bulmamak isterdin. Özgürlüğün o en yüce duvarına çarpmak gibiydi kaybolmak. O kadar özgürdün ki nereye gideceğini bile önceden bilemezdin. Kendi yargılarından, kendi vargılarından arındığın bu yerde, bu kaybolmuşlukta, özgürlüğün sınırlarında yaşamak zor gelirdi. Özgürlüğü bağır çağır aradığın günleri hatırlar, onu bulduğuna ağlardın. Kaybolmanın katıksız özgürlüğü sana çok gelirdi.
Şaşılacak şey! Yollar gideceğin yerlere çıkardı, hem de kaybolacağın yerlere.
Belirlenmiş olan yollardan sapasın gelirdi çoğu zaman; gizli bir bahçe ya da daha önce keşfedilmemiş bir manzara bulmak isterdin. Hep bir yerlerde gizlenip duran o 'ben yaptım' deme isteği. Doğanın kucağına bile bırakmak kendini ne zor.
Kendini bırakıp gitsen kaybolmaktan korkardın. Kaybolduğunda yollar hep birbirine benzese de hiçbiri seni bildiğin yerlere geri döndürmezdi. Bazen geri dönmek istemediğinde bile olduğun yerden öyle korkardın ki dönmek o an cazip gelirdi gözüne. Dönmeyi özlemen ya dönemeyeceğindendi ya da dönersen nihayet bildiğin bir yerde bulacağından kendini. Kaybolmuşluğun belirsizliği sararken gövdeni, korkardın. Gitmek isterdin. Kaybolmayı kaybetmek, bir daha hiç bulmamak isterdin. Özgürlüğün o en yüce duvarına çarpmak gibiydi kaybolmak. O kadar özgürdün ki nereye gideceğini bile önceden bilemezdin. Kendi yargılarından, kendi vargılarından arındığın bu yerde, bu kaybolmuşlukta, özgürlüğün sınırlarında yaşamak zor gelirdi. Özgürlüğü bağır çağır aradığın günleri hatırlar, onu bulduğuna ağlardın. Kaybolmanın katıksız özgürlüğü sana çok gelirdi.
Şaşılacak şey! Yollar gideceğin yerlere çıkardı, hem de kaybolacağın yerlere.
Yorumlar
Yorum Gönder
Neler hissettiğinizi paylaşın.