Kuşların çok iyi birer yüzücü olduklarını öğrendiğim gün.
Eğer şanslıysanız, kalbinize yakın yazarlar
vardır. Eğer çok çok şanslıysanız onlarla küçük yaşlarda bile tanışabilirsiniz.
Çocukken benim kalbime en yakın yazar tartışmasız Jules Verne idi.
Çocukluğumdan bana kalan en gerçek, en canlı
anılardan biri bir gün babamın elinde siyah bir poşetle eve gelişiydi. O gün
doğum günüm değildi, özel bir gün de değildi. Öylesine sıradan bir gündü ve
öylesine sıradan bir gün değildi. O gün hayatımın en güzel hediyelerinden
birini aldım. On dokuz adet dünya çocuk klasikleri kitabı! Hepsi aynı yayın
evine aitti. Beyaz renkli kapaklarının ortasında merak uyandıran çizimlerle o
kitaplar o siyah poşetin içindeki o dokuz büyülü dünyaydı. Gözlerim nasıl
kamaşmıştı hala hatırlıyorum. Sanki güneşin dokunuşuyla ışıklar saçan bir
mücevhere bakıyormuşum gibi. Ve gerçek de aslında bundan başka bir şey değildi.
On dokuz ne güzel bir rakam. 8-9 yaşlarında olmalıydım o zamanlar. Sonra
büyüdüm büyüdüm ve daha çok kitabım oldu. Hayatımda ne kadar alırsam alayım
para harcamaktan hiç pişman olmadığım tek şeydir kitaplar.
Konudan çok saptım, aslında bahsetmek
istediğim kalbime yakın bir başka yazar: Haruki Murakami. Bazen bazı insanları
okurken içinizden geçirip de bir şekilde kelimelere dökmediğiniz, hissettiğiniz
ama tam olarak anlamlandıramadığınız düşünceleri tek bir cümlede size
anlatıverirler. Haruki Murakami’nin Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları adlı
kitabını okurken de böyle bir an yaşadım. Kitap bir noktada yüzmenin nasıl da
rahatlatıcı olduğundan ve adeta meditasyon etkisi yarattığından bahsediyordu.
Ne kadar doğru diye düşündüm. Geçen aylarda yine düzenli olarak yüzmeye
başladığımda yüzerken suyun sesini dinlediğimi farkettim. İnsan bu
dünyadan uzaklaşıp başka bir dünyaya gidiyor gibi sanki. Öyle bir dünya ki
genele hükmeden akışkan sesin yayılmasını zorlaştırıyor, vücuda direnç
oluşturuyor, bir de hafifletiyor. Sanki bu dünyadaki dertler orada gerçek
değil. Onlar da hafifleyip azalıyor. Beyninizde sürekli dolaşıp duran o
tilkilerin hızları yavaşlıyor, sesleri kısılıyor. Bu başka bir dünya diyor bir
ses içinizden. Kendi dünyanızın gerçekliği sarsılıyor. Kaç tane dünya var?
Murakami ve ben ikimiz de yüzmeye karşı özel
bir sevgi besliyoruz. Kendisiyle ilgili bu gerçeği What I Talk About When I
Talk About Running kitabından öğrendim. Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac
Yılları adlı kitabın baş kahramanı
Tsukuru Tazaki de yüzmeyi çok seviyor. Kendisi yüzmenin rahatlatıcı etkisinden
bahsederken bir anda öyle bir laf ediyor ki beynimin ortasında küçük bir lamba
yanıp kaldı diyebilirim:
“‘Yüzmek bence gökyüzünde uçmaktan sonraki en
iyi şey’”
Ne güçlü bir çıkarım ve ne güçlü bir cümle.
Ertesi gün ne zamandır soğukları bahane edip
gitmediğim yüzme havuzunun içinde kuşları düşünürken buldum kendimi. Çok doğru
değil mi? Yüzmenin uçmaktan farkı ne?

Yorumlar
Yorum Gönder
Neler hissettiğinizi paylaşın.